30 Saniyede Özet
Bu makaleden öğrenecekleriniz
- Slogandan başlayan strateji markayı gerçek müşterisinden uzaklaştırır
- Amaç cümlesi bir işi reddetme gerekçesi üretebilmelidir
- Kitle demografiyle değil satın alma anıyla tarif edilir
- Değer önerisinde faaliyet değil sonuç yazılır
- Tutulamayan vaat, hiç vaat vermemekten daha zararlıdır
Marka stratejisi, markanın nasıl göründüğüne değil neye karar verdiğine dair bir belgedir. İçinde renk, logo veya slogan bulunmaz; bunlar stratejinin sonucudur, kendisi değildir.
Pratikte marka stratejisi dört karardan oluşur: amaç, hedef kitle, değer önerisi ve vaat. Bu dördü birbirine bağlıdır ve bir sırası vardır. Sıra bozulduğunda ortaya çıkan belge, kağıt üzerinde doğru görünen ama hiçbir kararı yönlendirmeyen bir metin olur.
Bu yazı dört bileşeni tek tek ele alıyor, her birinin nasıl yazılacağını ve nasıl sınanacağını gösteriyor.
Stratejinin sırası vardır
Doğru sıra şudur: önce amaç, sonra kitle, sonra değer önerisi, en son vaat. Sebebi basittir. Kime hizmet edeceğinizi bilmeden ne sunacağınızı yazamazsınız; ne sunduğunuzu bilmeden neyi taahhüt edeceğinizi yazamazsınız.
Sahada en sık görülen bozulma, işin sondan başlatılmasıdır. İşletme önce bir slogan bulur, sonra o slogana uyacak bir kitle arar. Bu yöntem, markayı gerçek müşterisinden uzaklaştırır.
İkinci bozulma, konumlandırma yapılmadan stratejiye geçmektir. Konumlandırma neye karşı var olduğunuzu belirler; strateji bu seçimin nasıl yürütüleceğini yazar. Konumlandırma yoksa strateji boşlukta durur.
Amaç: işletmenin neden var olduğu
Amaç, markanın para kazanmak dışında hangi problemi çözmek için var olduğunu söyler. Bu, iyi niyet beyanı değil kapsam beyanıdır: hangi problemlerle ilgilendiğinizi ve hangileriyle ilgilenmediğinizi belirler.
İyi yazılmış bir amaç cümlesi sınanabilir. Cümleyi okuduğunuzda bir iş teklifini reddetme gerekçesi üretebiliyorsanız amaç işlevseldir. Hiçbir teklifi elemiyorsa süs cümlesidir.
Küçük işletmelerde amacın en somut karşılığı uzmanlık alanıdır. Bir muhasebe ofisinin amacı dünyayı değiştirmek değil, örneğin yeni kurulan e-ticaret işletmelerinin vergi karmaşasını çözmek olabilir. Bu tanım hem müşteri seçimini hem hizmet gelişimini yönlendirir.
Amaç cümlesinin uzunluğu da bir sinyaldir. İki satırı geçen amaç genellikle karar içermez, birden fazla iyi niyeti yan yana dizer. Tek cümleye indirilemiyorsa işletme henüz neye odaklandığına karar vermemiştir.
Hedef kitle: herkes bir kitle değildir
Hedef kitle tanımı demografik bir liste değildir. Yaş aralığı ve şehir, satın alma davranışını açıklamaz. Anlamlı tanım, kitleyi içinde bulunduğu duruma göre yapar: hangi problemi ne zaman fark eder, kimden akıl alır, kararı neye bakarak verir.
Uygulanabilir bir yöntem, kitleyi satın alma anına göre tarif etmektir. Örneğin bir yazılım için kitle bilgi teknolojileri müdürü değil, elektronik tablo düzeni artık yetmediği için sistem arayan işletme sahibi olabilir. Bu tanım hem mesajı hem kanalı belirler.
Kitleyi daraltmak gelir kaybı gibi görünür ama tersi olur. Dar tanımlanmış kitleye yazılan mesaj daha keskin olur, dönüşüm artar ve reklam maliyeti düşer. Geniş kitle geniş bütçe ister.
Kitle tanımı yazıldıktan sonra tek soruyla sınanır: bu tanım kimi dışarıda bırakıyor? Kimseyi dışarıda bırakmayan tanım, tanım değildir.
İkinci sınama kayıt üzerindendir. Son bir yılın müşteri listesi çıkarılır ve kaçının yazılan tanıma uyduğuna bakılır. Uyum oranı düşükse ya tanım gerçeği yansıtmıyordur ya da işletme tanımladığı kitleden farklı bir kitleye hizmet ediyordur; ikisi de düzeltme gerektirir.
Değer önerisi: ne sunduğunuzun tek cümlesi
Değer önerisi, belirli bir kitleye hangi sonucu hangi yolla verdiğinizi söyleyen cümledir. Üç parçası vardır: kim, hangi sonuç, hangi ayırt edici yol.
Sık yapılan hata, sonuç yerine faaliyeti yazmaktır. Sosyal medya yönetimi yapıyoruz bir faaliyettir; müşteriye ne sağladığını söylemez. Sonuç odaklı yazım, müşterinin ölçtüğü şeyi hedef alır.
İkinci hata, ayırt edici yolu atlamaktır. Sonuç herkes tarafından vaat edilebilir; sonucu nasıl ürettiğiniz sizi ayırır. Çalışma biçiminiz, uzmanlığınızın darlığı veya süreç garantiniz burada yer alır.
Değer önerisi yazıldıktan sonra ana sayfanın ilk ekranında sınanır. Ziyaretçi beş saniyede ne sunduğunuzu anlamıyorsa cümle çalışmıyordur. Bu sınamayı yaparken kendi ekibinize değil, işi bilmeyen birine sormak gerekir.
Değer önerisinin ikinci sınaması fiyat konuşmasında yapılır. Müşteri fiyatı yüksek bulduğunda cümleniz size savunma zemini veriyorsa öneri sağlamdır; her pazarlıkta indirime gidiliyorsa cümle değeri anlatmıyordur.
Vaat: taahhüt edilebilir olan
Vaat, müşterinin sizden her seferinde bekleyebileceği şeydir. Değer önerisinden farkı, tekrarlanabilir olmasıdır: her işte, her müşteride, her ay aynı şekilde yerine getirilmesi gerekir.
Bu yüzden vaat kurulurken abartıdan kaçınmak gerekir. Tutulamayan vaat, hiç vaat vermemekten daha zararlıdır; ilk aksaklıkta güven kaybı yaşanır ve bu kayıp reklamla telafi edilemez.
İyi bir vaat ölçülebilir bir şeye bağlanır. Yirmi dört saat içinde dönüş, sabit fiyat, iş bitmeden ödeme yok gibi ifadeler denetlenebilir. Denetlenemeyen vaat, sıfat yığınıdır.
Vaadin ikinci işlevi içeridedir. Ekip, bir kararda tereddüt ettiğinde vaade bakar. Vaat net yazıldığında günlük kararların büyük kısmı yöneticiye sorulmadan verilebilir.
Vaadin tutulup tutulmadığı da ölçülmelidir. Yirmi dört saatte dönüş vaat eden bir işletme, gerçekte kaç talebe kaç saatte döndüğünü kaydetmiyorsa vaat bir temenniden ibarettir. Ölçülmeyen vaat zamanla sessizce aşınır.
Dört bileşen birbirini tutmalıdır
Strateji belgesi tamamlandığında yapılacak son kontrol tutarlılıktır. Amaç bir kitleyi işaret ederken değer önerisi başka bir kitleye yazılmışsa belge kendi içinde çelişir ve uygulamada çöker.
Tutarlılık kontrolü basit bir tabloyla yapılır: dört bileşen yan yana yazılır ve her satırın diğerini destekleyip desteklemediğine bakılır. Çelişki bulunursa düzeltme her zaman yukarıdan aşağı yapılır, çünkü sonraki bileşen öncekinden türer.
Belge sonra kimlik çalışmasına girdi olur. Renk, tipografi ve ton kararları bu dört bileşene bakarak verildiğinde tasarım tartışması beğeni tartışması olmaktan çıkar.
Strateji ne zaman değişir
Marka stratejisi sık değişen bir belge değildir. Değişmesini gerektiren üç durum vardır: iş modelinin değişmesi, hedef kitlenin gerçekten değişmesi ve pazarın yapısal olarak dönüşmesi.
Bunların dışındaki değişiklik talepleri genellikle sabırsızlıktan gelir. Strateji altı ay içinde sonuç vermediğinde değiştirilmek istenir; oysa bu sürede genellikle strateji değil uygulama sınanmıştır.
Gerçek bir değişim gerektiğinde ise bu iş yeniden markalaşma kapsamına girer ve kendi riskleriyle birlikte planlanır.
Özetle
Marka stratejisi dört karardır: neden varsınız, kim için varsınız, ne sunuyorsunuz ve neyi taahhüt ediyorsunuz. Sırayla alınır, birbirini destekler ve her biri sınanabilir olmalıdır.
Belge tamamlandığında markanın nasıl ölçüleceği de netleşir; ölçüm olmadan stratejinin işe yarayıp yaramadığı hiçbir zaman bilinmez.
Marka stratejinizi birlikte kurmamızı isterseniz marka yönetimi sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Konunun tamamı marka yönetimi rehberimizde.
